23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

100 Yıl önce Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız için büyük bir armağan bıraktı. Bu armağan, Cumhuriyetimizin en büyük kazanımı olan bağımsızlık ve bu bağımsızlığın simgesi Türkiye Büyük Millet Meclisidir.

Bizlere bu bayramı armağan eden Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı ve rahmetle anıyor ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 100.yılını, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı Kutluyoruz.

 

23 Nisan ve Bir Hikaye

 

Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk çocukları çok sever, onlarla konuşmaktan büyük zevk duyardı. Bir çok çocuklarla yakından ilgilenmiş, onların iyi yetişmeleri için çalışmıştı. Ünlü yazar Ercüment Ekrem Talu, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Atatürk’le bir çocuk arasında geçen konuşmayı bir yazısında şöyle anlatıyor:

Bir sabah Çankaya sırtlarında beraberce gezmeye çıkmıştık. Gazi yanımıza sokulan bir çocuğu yakaladı. Çelik bakışlarıyla âlemi etkileyen gözlerini onun yüzüne dikip gülümseyerek sordu:

—”Adın ne senin bakayım?”

—”Cemil.”

—”Çankaya’da mı oturuyorsun?”

—”Yok. Ayrancı’da.”

—”Mektebe gidiyor musun?”

Çocuk başını öne doğru hızla eğdi.

—”E… Ne okuyorsun mektepte?”

—”Her bir şey okuyoruz.”

—”Peki, ben kimim, Cemil?”

Çocuk zeki bakışlarını Ata’nın üzerinde gezdirdi.

— “Sen Gazi Paşa’sın.”

Ata gülümsedi.

—”Olmadı, Cemil. Ben Gazi Paşa değilim. Beni benzettin sen.”

—”Yok, benzetmedim. İyi biliyorum, sen Gazi Paşa’sın.”

—”Nereden biliyorsun?”

Çocuk kendinden emin bir tavırla: “Çünkü,» dedi, «sana hiç kimse benzemez.”

Çelik gözler bulutlandı. O eşsiz kafanın içinden kim bilir ne düşünceler geçti o anda!

—”Cemil, sen büyüdüğün zaman ne olacaksın?”

Cevap o ufacık ağızdan tereddütsüz çıktı:

—”Asker olacağım.”

—”Asker olup da ne yapacaksın?”

—”Düşman bu topraklara bir daha ayak basacak olursa onu buradan kovacağım.”

Gazi bir şey demedi. Küçücük Cemil’i kollarından tuttu, kaldırdı, alnına sıcak bir öpücük koydu.

Sonra onu oyuna iade edip de yoluna devam ederken bize döndü. Başlangıcı kendi zihninde kalan cümleyi bize hitap ederek tamamladı:

— “Evet… Öyledir. Milletin bağrından temiz bir nesil yetişiyor. Bu eseri ona bırakacağım, gözüm arkamda kalmayacak.”